Dekadraj Sinema Bülteni - Şubat '26
Sinema haberleri, güncel gösterimler, gündeme dair film tavsiyeleri ve bizden haberlerle Dekadraj Sinema Bülten sizlerle.

Haberler
14. Pembe Hayat KuirFest 23-25 Ocak tarihlerinde Ankara’da gerçekleşti.
Pembe Hayat Kuir Fest, tüm baskı ve yasaklara rağmen, 14. kez 23-25 Ocak tarihlerinde Ankara’da gerçekleşti. Festival açılışını 20. yaşını kutlayan Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği’ne de ismini veren Alain Berliner imzalı Pembe Hayat (1997) gösterimiyle yaptı. “Gökkuşağının Altında”, “Kuir Kısalar” ve “Kuir Belgeseller” bölümleriyle 30’un üzerinde film seyirciyle buluştu. Film gösterimlerinin yanı sıra, “Yapay Zekâ Çağında Sinema: Emek, Etik, Temsil”, “Sefam(ız) Olsun: Diva ve Kuşaklar Arası Mirası”, “Görünmez Emek, Görünür Mücadele: Kuir Sinema Emekçileri Bir Araya Geliyor!”, “Müstehcenlik Kimin Suçu: Translara ve Sivil Topluma Yönelen Müstehcenlik Soruşturmaları” ve “Kendi Sesini Bulmak ve Pratiğe Dökmek” başlıklarında bir dizi etkinlik de gerçekleşti. Bu yıl 7. kez verilen Zeliş Deniz Kuir Sinema Ödülü’ne oyuncu ve cast direktörü Bulut Sezer ile tiyatrocu ve aktivist Esmeray değer görüldü. Bulut Sezer konuşmasında ödülünü, “hayallerinin asla gerçek olmayacağına inandırılmasına rağmen küçücük bir ihtimalin peşinden koşan çocukluğu ve tüm trans çocuklar” adına aldığını belirtti. Esmeray ise ödülünü katledilen trans kadınlara ve Rojava’da direnen kadınlara adadı.
TRT'den Kuirfobik Belgesel
LGBTİ+'ları hedef alan Gökkuşağı Faşizmi belgeseli, 18 Ocak'ta TRT'nin dijital platformu tabii`de yayınlandı. TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı, belgeselin fragmanını X hesabından “Aile kurumuna savaş açan, evlatlarımızı ve değerlerimizi hedef tahtasına oturtan bir ideolojik kuşatmayı ifşa ediyoruz” diyerek paylaştı.
Özellikle trans bireyleri hedef alan yapıma dair Pembe Hayat KuirFest küratörü Furkan Yurt, Muzir'e verdiği röportajda "Bu yapımdaki asıl sorun nefretin meşrulaştırılması. Çocukları korumak, varoluşu hedef almakla mümkün değil. Yapının hiçbir noktasında diğer yönelimler, cinsiyet karakteristikleri vs. yok. Sadece pedofili iddiaları, zorunlu ameliyat safsataları, ailelerin çocukları yanlış yönlendirdiği iddiaları gibi unsurlar var. Açıkça transları “bul ve yok et” diyor" ifadelerini kullandı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) LGBTİ+ Komisyonu, TRT yönetimine ve tabii platformuna, yayından kaldırma, yayına hazırlık sürecini derhal durdurma ve nefret diline mesafe koyan bir kamu yayıncılığı sorumluluğu alma çağrısında bulundu. Çağrı metninde, LGBTİ+’ların “yapay bir tehdit” olarak kurgulanmasının, yoksulluk, adaletsizlik, güvencesizlik, şiddet, cezasızlık ve demokratik gerileme gibi yapısal sorunların üzerini örten bir “sis perdesi” işlevi gördüğü vurgulandı.

Filistin için Venedik Kolektifi’nden Avrupa Film Akademisi Üyeleri’ne Açık Mektup
Son Venedik Film Festivali sırasında Gazze’de yaşananlara dikkat çekmek için birçok sanatçı ve film sektörü çalışanını bir araya getiren Filistin için Venedik Kolektifi (Venice4Palestine) tarafından, 17 Ocak’ta gerçekleşen Avrupa Film Ödülleri töreni için Avrupa Film Akademisi üyelerine açık bir mektup gönderildi. 300’ün üzerinde sanatçı ve sinema çalışanının imzaladığı mektupta şu ifadelere yer verildi:
“Sinemaya ve onu üreten, seven, izleyen insanlara inanmaya devam etmek istiyoruz. Unutmayalım: Bu yılın EFA adayları, The Voice of Hind Rajab ve With Hasan in Gaza gibi filmler; gerçek insanların hikâyelerini, gerçek bombalamaları ve Netanyahu hükümetinin ülkelerimizin suç ortaklığıyla işlediği suçları anlatıyor. Bu eserlerin direnişine dahil olabilir ve gerçeği bir filmin süresinin çok ötesinde anlatmaya devam edebiliriz. Fassbinder’in bir zamanlar uyardığı gibi: ‘Korku Ruhu Kemirir’.”
Mektupta ayrıca, Batılı güçler ile müttefik Arap devletleri arasındaki uzlaşıların örtüsü olarak sunulan sözde “barış süreci”nin Filistin halkına ne barış ne de adalet getirdiği vurgulandı. Bu sürecin esas olarak küresel ilginin düzeyini düşürmeye hizmet ettiğine ve bunun sonucunda İsrail’in insanlığa karşı suçları cezasız bir şekilde işlemeye devam edebildiğine dikkat çekildi. Açık mektupta, kolektif üyelerinin bu şiddetin ve yıkımın normalleştirilmesine ortak olmayı kabul etmedikleri ifade edildi.
İranlı Sinemacılardan Protestolara ve Rejimin Yanıtına Dair Açıklamalar
İran’da 28 Aralık 2025’te başlayan ve haftalarca süren protestolar sırasında on binlerce insan rejime karşı sokaklara döküldü. İranlı sürgün sinemacılar Jafar Panahi ve Muhammed Rasoulof, yaptıkları ortak açıklamada internet kesintisinin baskının boyutlarını gizlemeyi amaçladığına dikkat çekerek İran halkı için derin bir endişe duyduklarını ifade etti. Panahi ve Rasoulof; uluslararası toplumu, insan hakları örgütlerini ve bağımsız medyayı iletişim platformlarını etkinleştirerek İran’da hayati bilgilere erişim yollarını derhal oluşturmaya ve ülkede yaşananları yakından izlemeye çağırdı.
İran Bağımsız Sinemacılar Birliği (IIFMA), 13 Ocak’ta Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, 8 Ocak’ta başlayan internet kesintisiyle birlikte rejimin protestocu sivillere savaş silahlarıyla müdahale ettiğini ve binlerce sivilin öldürüldüğünü bildirerek acil eylem çağrısında bulundu. IIFMA, 22 Ocak tarihli paylaşımında ise sinemacı Javad Ganji’nin ölümünden rejimin sorumlu olmadığını ileri süren ve Ganji’yi rejim yanlısı olarak göstermeye çalışan resmi propagandayı ifşa etti. Son olarak IIFMA’nın 29 Ocak tarihli paylaşımında, protestolar sırasında rejim tarafından öldürülen 23 sanatçı ve sinemacının isimleri paylaşıldı. İran Bağımsız Sinemacılar Birliği, katledilenlerin aileleri ve hayatta kalanlarla dayanışma içinde adalet mücadelesini sürdüreceğini duyurdu. Uluslararası Af Örgütü, on binlerce kişinin protestolara katıldığı veya protestolarla ilişkilendirildiği gerekçesiyle tutuklandığını bildirdi. 2025 Altın Palmiye ödüllü ve Oscar adayı Görünmez Kaza (It Was Just an Accident) filminin senaristlerinden Mehdi Mahmudyan da protestolarda yaşanan şiddeti ve rejimi eleştiren bir bildiriyi imzaladığı için Tahran’da gözaltına alınanlar arasında; yetkililer tarafından yöneltilen suçlamalar henüz açıklanmadı.

Kürt Film Festivalleri’nden Rojava ile Dayanışma Çağrısı
8 Ocak’ta HTŞ’nin Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte, sivil yerleşim alanları hedef alındı; saldırıların kısa sürede genişlemesiyle çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yerinden edildiği bildirildi. Saldırılara dair Kürt Film Festivalleri yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Filmlerimiz inkâr edilenleri belgeliyor, yok edilenler için yas tutuyor ve hayatta kalanlara destek oluyor. Kürtler için sinema eğlence değildir; tanıklık, direniş ve siyasi duruştur.
Küresel kamuoyunu, kültür alanında çalışanları, film yapımcılarını, eleştirmenleri, gazetecileri, yayıncıları ve ifade özgürlüğünü ve insan haklarını savunduğunu iddia eden herkesi sessizliklerini kırmaya davet ediyoruz. Devam eden şiddet karşısında tarafsızlık, tarafsızlık değil; suç ortaklığıdır. Kürt Film Festivalleri olarak, platformlarımızı Kuzey ve Doğu Suriye'den gelen sesleri yükseltmek, tehdit altındaki kültürel üretimi savunmak ve Kürtlerin hayatlarının ve hikâyelerinin sembolik değil, politik olarak önemli olduğunu vurgulamak için kullanma kararlılığımızı yineliyoruz.
Sinema hatırlar, sinema direnir, sinema hesap sorar."
Documentarist 19. İstanbul Belgesel Günleri
13-21 Haziran’da gerçekleşecek olan Documentarist 19. İstanbul Belgesel Günleri başvurularını açtı. 19 Nisan’a kadar sürecek olan başvurular ve daha fazla bilgi için Documentarist’in websitesini ziyaret edebilirsiniz.
Dekadraj’ın Tavsiyeleri
Bu ay gösterimde ne var?

- National Gallery (2012) - Frederick Wiseman
Belgesel sinema tarihinin en önemli isimlerinden Frederick Wiseman’ın 2012 yılında yaptığı bu film İngiltere’deki National Gallery adlı sanat müzesini konu alıyor. Wiseman yine kendine özgü sinema dili ile hiç dış ses veya röportaj kullanmadan müzenin işleyişini belgeliyor. Wiseman’ın filme koymayı seçtiği sahneler kendisinin filmleri ve filmografisi üzerine de fikir yürüten çok katmanlı bir eser yaratıyor. Film, 8 Şubat Pazar günü Pera Müzesi’nde gösterilecek.

- La Commune (Paris, 1871) (2000) - Peter Watkins
Mockumentary tarzındaki filmleri ile bilinen İngiliz sinemacı Peter Watkins’in bu son filmi, Paris komününü modern belgesel tekniklerini kullanarak konu ediniyor. Paris isyancılarının bakış açılarını yansıtmak üzere kurulan kurgusal bir televizyonu merkeze alan filmde, 200'den fazla oyuncu Komün karakterlerini canlandırıyor. Amatör oyuncuların kullanıldığı ve yapım sürecinin de işin içine katıldığı 6 saatlik film, 15 Şubat Pazar günü Sinematek’te gösterilecek.
Gündem ve sinema
Bu ay itibariyle 6 Şubat Depremlerinin 3. yıldönümü. Hatay başta olmak üzere deprem bölgelerinde yaraların hâlâ sarılmadığı bu 3. yılda, deprem sonrasında depremzedelerin hayatlarının nasıl ilerlediğini ve bu şehirlerde neler yaşandığını hatırlamak adına İmre Azem’in düzenli aralıklarla yaptığı 5 filmlik Hatay Belgeselleri serisini Vimeo’dan izleyebilirsiniz.
Geçtiğimiz ay Trump yönetiminin, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırmasının ardından ABD’nin Latin Amerika ülkeleriyle ilişkileri tartışılmaya başlandı. Monroe Doktrinii çerçevesinden ABD’nin tarihsel olarak da emperyalist, kolonyalist yaklaşımını ve Latin Amerika halklarının yaşadıklarına bakmak adına size bizden üç film önerisi:

- Yawar Mallku (1969) - Jorge Sanjinés
Üçüncü Sinema ekolünün temsilcilerinden Jorge Sanjinés'in yazıp yönettiği Bolivya yapımı Yawar Malku, ABD destekli bir gönüllülük organizasyonu olan Cuerpo del Progreso'nun Bolivya halkına sunduğu tıbbi bakım hizmetinin yerli kadınları gizlice kısırlaştırmasını konu almakta. Yerli halkın yönetmen Sanjinés'e anlattıklarına dayanan hikâye, film yayınlandıktan sonra kamuoyunda büyük bir öfkeye yol açar. Cuerpo del Progreso'nun Bolivya'daki faaliyetleriyle ilgili Bolivya hükümeti soruşturma yürütür ve organizasyon ülkeden sınır dışı edilir.

- Missing (1982) - Costa-Gavras
Thomas Hauser'ın 1978 tarihli kitabından uyarlanan, Amerikalı gazeteci Charles Horman'ın gerçek hikayesine dayanan Costa-Gavras filmi, eşiyle beraber Şili'de yaşayan 1973'te Şili'de seçilmiş sosyalist Başkan Salvador Allende'e karşı gerçekleşen ABD destekli darbenin ardından ortadan kaybolan Horman'ın eşinin ve babasının onu arayışlarını konu edinmekte. Kaos ve şiddetin Şili sokaklarına hakim olduğu günlerde bu arayışla beraber, ABD'nin Latin Amerika'daki antidemokratik faaliyetlerini görme şansı buluruz. 1982 yılında Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'yi Yol filmiyle paylaşan Missing, Şili'de Pinochet'e yönetimi sırasında yasaklı kaldı.

- The War on Democracy (2007) - John Pilger, Christopher Martin
John Pilger ve Christopher Martin'in 2007 yılında yayınladıkları belgesel, ilk bölümünde Venezuela'nın Maduro öncesi lideri Hugo Chavez'i merkeze alıyor. Sosyalist lider Chavez'in politikaları ve bunun halk üzerindeki etkisine odaklanarak başlayan bölümde ABD'nin, petrol kaynakları sebebiyle yakından ilgilendikleri Venezuela'ya karşı saldırgan tutumu ve 2002'de Chavez'in 47 saatliğine görevden alınmasına neden olan darbedeki CIA desteği ortaya konuyor. Birçok Venezuelalı siyasetçi, uzman ve vatandaşla gerçekleştirilen görüşmenin yanı sıra Chavez'le yapılan röportajın da yer aldığı belgesel, 20 yıl sonra Venezuela-ABD ilişkilerine bakmak için güçlü bir çerçeve sunuyor. İkinci ve üçüncü bölümlerinde Bolivya ve Şili'deki benzer siyasi gelişmeleri ve ABD'nin hükümetleri devirme faaliyetlerini incelenen film, kısa bir Latin Amerika tarihi ortaya koyuyor.
Ocak’ta Dekadraj
- İlk yazımız Lisa Gül Araz’ın kaleminden, yönetmenliğini Todd Haynes’ın başrol oyunculuğunu Julianne Moore’un üstlendiği Safe filmine feminist çerçeveden bakarak neoliberal dünyada hastalık, sağlık, kontrol ve kırılgan özne gibi kavramları ele alıyor.
- İkinci olarak Deniz Üğütgen, usta yönetmen Muhsin Mahmelbaf’ın az bilinen filmlerinden Sükut üzerine kaleme aldığı yazısında çocuk karakterlerimiz üzerinden tasavvuf düşüncesine ve post-sovyet Tacikistan’a bakış atıyor.
- Son olarak ise, François Truffaut’un Ocak 1954’te Cahiers du Cinema’da kaleme aldığı "Une certaine tendance du cinéma français" yazısı, Tevfik Samed Arslan’ın çevirisiyle “Fransız Sineması’nda Belli Bir Yönelim” başlığıyla yayında.
Şubat ayında yeni yazılarımız, röportajlarımız ve çevirilerimizle sizlerle olacağız.
Bizi takip etmeye devam edin!



