top of page

BÜLTEN

Nisan Bülten '26

Sinema haberleri, güncel gösterimler, gündeme dair film tavsiyeleri ve bizden haberlerle Dekadraj Sinema Bülten sizlerle.

Kolektif

14 Nisan 2026

Haberler

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası/İstanbul Pride, “Neredesin Aşkım?” seçkisine bu yıl da yer vermeyen İstanbul Film Festivali’ne boykot çağrısında bulundu.

2014 yılından bu yana festival kapsamında yer alan kuir film seçkisi “Nerdesin Aşkım?” bölümü, geçtiğimiz yıl gerçekleşen 44. İstanbul Film Festivali’nde programa dahil edilmemişti. İstanbul Pride, sosyal medya hesaplarından paylaştığı bir video ile İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 9–19 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 45. İstanbul Film Festivali’nde de seçkiye yer verilmemesini sansür olarak nitelendirerek festivali boykot etme çağrısı yaptı.*

Açıklamada, geçtiğimiz yıl gelen tepkiler üzerine verilen “yeniden programa alınacak” sözünün tutulmadığına dikkat çekerek bu durumun yalnızca bir sansür değil, LGBTİ+’ların kültürel üretimden sistematik biçimde dışlanmasının bir parçası olduğu ifade edildi:  

“Bugün yaşanan yalnızca bir film seçkisi meselesi değildir. Bu, doğrudan varoluşlarımızın, hikâyelerimizin ve sözümüzün hedef alınmasıdır. Kuir sanatın görünürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik her adım, nefret politikalarıyla aynı zeminde buluşmaktadır.”

Sanat alanı, iktidarın makbul gördüğü kimliklere göre şekillendirilemez. Festival programları, politik baskıların, otosansürün ve ayrımcılığın aracı hâline getirilemez. “Nerdesin Aşkım?” bölümünün kaldırılması, İKSV’nin bu baskı ortamına teslim olduğunu göstermektedir.”



KuirFest ise “açık ihtar” başlığıyla yayımladığı açıklamada, söz konusu kararın yalnızca bir program tercihi olmadığını, “politik seyreltmeden yok saymaya giden bir sürecin” parçası olduğunu vurguladı. Açıklamada, kuir filmlerin program geneline yayılmasının bir kapsayıcılık değil, “anlatının politik omurgasını kırmak” olduğu ifade edildi: 

“Kuir sinemanın bağımsız bir kürasyonla sunulması, bir gettolaşma olmaktan ziyade heteronormatif sinema evrenine karşı politik bir barikat kurmaktır. Kaldı ki bu sene diğer seçkiler incelendiğinde o seyreltme kaygısı neticesinde neredeyse varlığı tartışmalı birkaç filmle baş başa bırakıldığımız görülebiliyor.”

KuirFest, bu durumun yalnızca bir seçkinin kaldırılmasıyla sınırlı olmadığını, “sansürün kurumlar tarafından içselleştirilerek yeniden üretildiği bir kültürel iklimin parçası” olduğunu ifade ederek“İKSV’nin elindeki finansal ve kurumsal gücü bir direnç hattına dönüştürmek yerine, teknik imkânsızlık söyleminin ardına sığınarak başlayan ve giderek sessiz bir yok sayma pratiğine evrilen bir geri çekilme hattı” inşa ettiğini vurguladı. Açıklamada “bu tutumun ifade özgürlüğünün aşındırılmasının görünmez ama en etkili biçimlerinden birini temsil ettiği” ifade edildi.


Sinema Yazarları Derneği tarafından düzenlenen 58. SİYAD Ödülleri, 24 Mart akşamı İstanbul Modern’de gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.

Törende Emine Yıldırım imzalı Gündüz Apollon Gece Athena, En İyi Film, En İyi Senaryo ve Giovanni Scognamillo Fantastik Film Ödülü’nün sahibi oldu. En İyi Yönetmen ödülü, Gürcan Keltek’e Yeni Şafak Solarken ile verildi; film ayrıca En İyi Görüntü Yönetimi ve En İyi Müzik ödüllerini de kazandı. Orhan Eskiköy’ün 6 Şubat depremlerine odaklanan Ev adlı yapımı En İyi Belgesel ödülünü alırken, En İyi Kısa Belgesel ödülü Çağla Gillis imzalı E Blok, Daire 5 filmine verildi. Diğer ödüllere ve detaylara derneğin sitesinden ulaşabilirsiniz.*

Törende ayrıca, 2018 yılında televizyon ve tiyatro sektörlerinde çalışan kadınlar tarafından kurulan Susma Bitsin platformuna Sinema Emek Ödülü verildi; platformun kurucularından ve Gezi Parkı davası kapsamında 2022’den bu yana cezaevinde bulunan Çiğdem Mater’in gönderdiği mektup okundu.

Ödüllerin açıklanmasının ardından, Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil) filmiyle Ahmet Uluçay Umut Ödülü’nü alan Toprak Işık hakkında pek çok kadın ve queer, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarla taciz ve şiddet iddiasında bulundu. Beyanların gündeme gelmesiyle SİYAD, 29 Mart’ta sosyal medya hesaplarından ilgili kurullarının süreci yakından takip ettiklerini duyurdu. Değerlendirme sürecinin ardından, 2 Nisan’da SİYAD Yönetim Kurulu, söz konusu ödülün geri alınmasına karar verildiğini açıkladı: 

“SİYAD Yönetim Kurulu aracılığıyla görüşmeler yapıldı. Dinlediğimiz beyanlar ilgili kişilerin güvenliği ve mahremiyeti gözetilerek gizli tutulmaktadır. Söz konusu beyanlar değerlendirildiğinde, filmin çalışma koşullarında derneğimizin benimsediği cinsiyet eşitliği ve güvenli çalışma koşulları ilkeleriyle bağdaşmayan bir tabloya işaret eden ciddi bir kanaat oluştu.

Derneğimiz, ödül süreçlerindeki karar mekanizmasında yalnızca sanatsal başarıyı değil, aynı zamanda güvenli, eşitlikçi ve saygılı çalışma ortamını da gözetmektedir. Bu çerçevede, tüm unsurlar dikkate alınarak ilgili ödülün geri alınmasına karar verilmiştir.”

Susma Bitsin Platformu, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada SİYAD’ın kararını “değerli bir adım” olarak nitelendirdi ve bu yaklaşımın, mağdurların sözünü merkeze koymanın uygulanabilirliğini gösterdiği ve emsal oluşturduğu için önemli olduğunu vurguladı. Platform, faillerle araya net bir mesafe koymanın güvenli ve eşit bir sektörün temel koşulu olduğunu belirtirken, maruz bırakılanlarla dayanışma içinde olduklarını ve sürecin takipçisi olacaklarını  ifade etti.


International Coalition for Filmmakers at Risk (ICFR), Rojhilat Aksoy hakkında açılan davaya ilişkin yayımladığı açıklamada, Türkiye’deki yetkililere suçlamaların düşürülmesi çağrısında bulundu.

Aurora’nın Doğuşu adlı animasyon filminin gösterimi nedeniyle, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dönemin Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği Başkan Yardımcısı Rojhilat Aksoy hakkında Türk Ceza Kanunu Madde 301 kapsamında açtığı davanın 6 Nisan’da görülecek duruşması öncesinde yapılan açıklamada, bu davanın Kürt ve Ermeni sesler ile hikâyelerin Türk yetkililer tarafından bastırılan endişe verici bir sürecin parçası olduğu vurgulandı. Açıklamada, yetkililere Aksoy hakkındaki tüm suçlamaların derhal düşürülmesi çağrısı yapıldı:

“ICFR, Türk yetkilileri Kürt ve Ermeni sinemacılara yönelik baskıcı muameleye son vermeye çağırıyor ve Rojhilat Aksoy ile meslektaşlarının kendilerini özgürce ifade etme ve Kürt, Ermeni ya da başka herhangi bir hikâyeyi izleyicilerle buluşturma haklarını kararlılıkla destekliyor. Türk yetkilileri, özellikle de Diyarbakır’daki bölgesel yetkilileri, Rojhilat Aksoy aleyhindeki tüm suçlamaları derhal düşürmeye ve uluslararası sinema camiasını Aksoy'a destek olmaya çağırıyoruz.”


Dekadraj'ın Tavsiyeleri

Gündem ve Sinema

ABD’nin Venezuela’nın ardından İsrail işbirliğiyle İran’a açtığı savaş küresel emperyalizm politikasının yeni bir ayağı olarak karşımızda duruyor. Başta ABD olmak üzere birçok Batı ülkesinin onlarca yıldır sürdürdüğü bu savaş ve yıkım siyasetini yanı başımızda görürken tarihsel olarak örneklerini hatırlamak faydalı olabilir. Bu ayki “Gündem ve Sinema” seçkimizde Batı ülkelerinin Ortadoğu’daki emperyalist faaliyetlerinin geçmişine İran, Filistin ve Umman’da yaşanan olayları konu edinen belgesellerle bakıyoruz.

  • Coup 53 (2019) - Taghi Amirani

İranlı belgesel yönetmeni Taghi Amirani'nin 2019 yapımı belgeseli Coup 53, İran'ın seçimle gelen ilk lideri Başbakan Mohammad Musaddık'ın 1. Dünya Savaşı'ndan itibaren süregelen petrol kaynaklarının Batılı güçler tarafından sömürülmesine karşı çıkarak petrolü mill​​îleştirme projesinin ardından CIA ve MI6 destekli bir darbeyle iktidardan düşürülmesini anlatıyor. Yönetmen, kişisel belleğini ve belgeselin yapım sürecini de dahil ettiği filmde çeşitli röportajlarla Batı ülkelerinin çıkarları uğruna İran siyasetine müdahalelerini inceliyor. 

  • No Other Land (2024) - Basel Adra, Hamdan Ballal, Yuval Abraham, Rachel Szor

İki Filistinli ve iki İsrailli yönetmen tarafından 2019-2023 yılları arasında çekilen No Other Land, yıllardır devam eden İsrail'in soykırım politikasının son dönemdeki sonuçlarına odaklanıyor. Film, Batı Şeria'daki Masafer Yatta köyündeki Filistinlilerin İsrail tarafından göçe zorlanmasını ve bunu sağlamak adına uyguladıkları şiddeti ortaya koyuyor. Yıkım emriyle beraber köylülerin evlerini, okullarını, yollarını, su kaynaklarını tanklarla, buldozerlerle yıkan soykırımcı şiddetin en güncel hâline bu film ile tanıklık ediyoruz 

  • The Hour of Liberation Has Arrived (1974) - Heiny Srour

Lübnanlı yönetmen Heiny Srour bu belgeselde, Dhofar’daki Britanya destekli Umman Sultanlığı’na karşı çıkan isyanı ve direnişi konu ediniyor. Emperyalizmin güdümündeki monarşiye karşı, Dhofar Kurtuluş Cephesi'nin anti-emperyalist, demokratik mücadelesini belgeleyen yönetmen ve ekibi yapım sürecinde Britanya Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin bombaları altında çölde 800 km'den fazla yürüyerek isyanı en yakınından gözlemliyor, isyanı belgelerken aynı zamanda kadınların üstlendiği büyük role de odaklanıyor. 


Geçtiğimiz ay Dekadraj

  • Son yıllarda suça sürüklenen çocuk meselesi birçok olay hasebiyle sık sık gündeme geldi. “Sinemada Suça Sürüklenen Çocuklar” yazısında Feyzullah Ünnü, filmlerden örneklerle ve kent sosyolojisi bağlamında bu meseleye farklı bir bakış sunuyor. 

  • 8 Mart’ta yayınladığımız “Barbara Hammer ile Tarih Dersleri” yazımızda Deniz Üğütgen; feminist, kuir ve deneysel sinemanın öncü isimlerinden Barbara Hammer’ın filmografisi üzerinden feminist tarih anlatısı, sinemada temsil ve daha birçok konuyu ele alıyor. 

  • 32. İFSAK Kısa Film Festivali 9-15 Mart arasında gerçekleşti. Festivali takip eden Feyzullah Ünnü, seçtiği filmlere dair değerlendirmelerini ve festival izlenimlerini "İFSAK Kısa Film Festivali'nden Notlar" yazısında bize aktarıyor. 

  • Bu ayın çevirisinde Tevfik Samed Arslan, Jean Vigo'nun "Vers un Cinéma Social" metninin çevirisini bizlere sunuyor. "Toplumsal Sinema Yolunda" ismiyle Türkçeleştirilen metinde genç yaşta kaybettiğimiz usta yönetmen Vigo, sinemanın erken döneminde "toplumsal sinema" tartışması ortaya koyuyor. 

filler

Kolektif

DİĞER YAZILARIMIZA GÖZ ATIN

ÇEVİRİ

Toplumsal Sinema Yolunda

"Toplumsal sinema yolunda ilerlemek basitçe; sinemayı, insanı kışkırtan ve derinden etkileyen konularla donatmak demektir."

repeater1

2 Nisan 2026

Fransız Sineması, Politik Sinema

İNCELEME

32. İFSAK Kısa Film Festivali'nden Notlar

“Son yıllardaki festivallere paralel şekilde politik meselelerin daha fazla gündem edildiği ancak bu yapılırken çoğunlukla bireysel deneyim çerçevesinde bir yaklaşım sunulduğu söylenebilir. Umut veren genç yönetmenlerin özgün, alışılmışın dışında filmleri ve sahte belgesel gibi sık rastlamadığımız tür tercihleri hem festivale hem de sinemamızın geleceğine dair olumlu noktalardan biriydi.”

repeater1

18 Mart 2026

Festival, Kısa Film, Belgesel, Deneysel

BÜLTEN

Mart Bülten ‘26

Sinema haberleri, güncel gösterimler, gündeme dair film tavsiyeleri ve bizden haberlerle Dekadraj Sinema Bülten sizlerle.

repeater1

13 Mart 2026

Sinema Gündemi, Film Tavsiyeleri, Politik

bottom of page