top of page

BÜLTEN

Mart Bülten ‘26

Sinema haberleri, güncel gösterimler, gündeme dair film tavsiyeleri ve bizden haberlerle Dekadraj Sinema Bülten sizlerle.

Kolektif

13 Mart 2026

Haberler

Berlinale 12-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşti

2024 yılında No Other Land filmiyle En İyi Belgesel ödülünü alan Yuval Abraham ve Basel Adra’nın konuşmasının ardından başlayan tartışmalar, Berlinale’nin Filistin gündemine ilişkin ifade özgürlüğü alanını daralttığı yönündeki eleştirileri gündeme getirmişti.

Bu yıl 12–22 Şubat tarihleri arasında düzenlenen festival de benzer tartışmaların odağında yer aldı. Festivalin açılışındaki jüri basın toplantısında Wim Wenders, “siyasetin alanına giremeyiz” diyerek “politikanın tam tersiyiz, karşı ağırlığıyız” ifadesini kullandı.  Wenders’in açıklamaları sinema dünyasında tepki çekti. Açılışın ertesi günü Mısır merkezli Cimatheque–Alternatif Film Merkezi, restore ettikleri Oghneyet Touha Al Hazina (1972) ve The Dislocation of Amber (1975) filmlerini festival programından çektiklerini açıkladı. Berlinale Classics bölümünde In Which Annie Gives It Those Ones filminin gösterimi planlanan Arundhati Roy ise yazılı bir açıklamayla festivale katılmayacağını duyurdu.

Tepkilerin artması üzerine 15 Şubat’ta festival direktörü Tricia Tuttle bir açıklama yaptı. Tuttle, festivalde ifade özgürlüğünün bulunduğunu ancak herkesin her soruya cevap vermek zorunda olmadığını söyledi ve soru-cevap oturumlarında Filistin gündemi hakkında soru yönelten gazetecileri eleştirdi.

Kapanış töreninde ise Chronicles from the Siege filmiyle ödül alan Suriyeli-Filistinli yönetmen Abdallah Al-Khatib konuşma yaptı. Sahneye Filistin bayrağıyla çıkan Al-Khatib, konuşmasında Filistin’deki durumdan söz ederek Alman hükümetini İsrail’in Gazze’deki saldırılarına destek vermekle suçladı.

“Ben de bir teşekkür konuşması yapmak isterdim ancak Filistinliyim ve burada Filistin hakkında konuşmak zorundayım. Berlinale’ye burada bulunmak ve bunları söylemek için katıldım. Filistin bir gün özgür olacak ve Gazze’nin ortasında büyük bir film festivalimiz olacak. Bu festival, dünyanın farklı yerlerinde işgal, kuşatma ve diktatörlük altında yaşayan halklarla dayanışma içinde olacak. Sinemadan önce siyaset konuşacağız. Sanattan önce direnişi konuşacağız. Güzellikten önce özgürlüğü, kültürden önce insanı konuşacağız. Bizim yanımızda duranları da karşımızda duranları da hatırlayacağız; onurlu yaşama hakkımıza karşı çıkanları ve susmayı tercih edenleri unutmayacağız.
Bazıları bana şimdi söyleyeceklerim konusunda dikkatli olmamı önerdi. Almanya’da bir göçmen olduğumu ve birçok kırmızı çizgi bulunduğunu söylediler. Ancak umurumda değil. Benim için önemli olan halkım ve Filistin. Son sözlerim Alman hükümetine: İsrail’in Gazze’deki soykırımına ortak oluyorsunuz. Bunun farkında olduğunuzu düşünüyorum, ancak görmezden gelmeyi tercih ediyorsunuz. Şu andan dünyanın sonuna kadar özgür Filistin!”

Aynı törende Yawman Ma Walad filmiyle En İyi Kısa Film ödülünü kazanan Marie-Rose Osta da konuşmasında Gazze ve Filistin’de yaşayan çocukların İsrail bombardımanları karşısındaki durumuna değindi.

Palinale

Berlinale’ye alternatif olarak aynı tarihlerde düzenlenen Palinale bu yıl ikinci kez 12–22 Şubat tarihleri arasında gerçekleşti. Berlin’de 15’ten fazla mekânda gösterim ve etkinliklerin yapıldığı festivalin açılış filmi, Nakba’dan sonra bir Filistinli yönetmen tarafından çekilmiş ilk film olarak anılan Bereketli Hafıza (Al Dhakira al Khasba, 1980) oldu.

Sine-Sen Kadın İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Raporu yayınladı

Sinema Emekçileri Sendikası, “Sektördeki Sessizliği Verilerle Bozuyoruz” başlığıyla Kadın İşçi Sağlığı ve Güvenliği Raporu yayımladı. Rapora göre sektörde çalışan kadınların %87,2’si taciz, şiddet, mobbing veya sınır ihlali gibi durumlarla karşılaştığını belirtti. Bu oran, sektörde çalışan kadınların büyük çoğunluğunun çalışma hayatında güvenli bir ortamda bulunmadığını gösteriyor. Katılımcıların %81,3’ü küçümseyici veya dışlayıcı davranışlara maruz kaldığını, %59,6’sı ise doğrudan cinsiyetleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığını ifade etti.

Raporda ayrıca katılımcıların %44,9’unun sektörde 10 yıl ve üzeri deneyime sahip olduğu belirtiliyor. Buna rağmen benzer sorunların devam etmesi, cinsiyet temelli ayrımcılığın yalnızca deneyim eksikliğinden değil, sektördeki çalışma kültüründen kaynaklanan yapısal bir sorun olduğuna işaret ediyor. Raporu incelemek için Sine-Sen’in sitesini ziyaret edebilirsiniz.

100’den fazla sanatçıdan BEKSAV açıklaması: Tutuklu Sanatçılara Özgürlük

Aralarında çok sayıda sanatçı, yazar ve kültür emekçisinin bulunduğu 100’ü aşkın isim, Bilim Eğitim Estetik Kültür ve Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) yöneticileri ve sanatçılarının tutuklanmasına ilişkin açıklamayı imzaladı. Açıklamada, tutuklu sanatçıların serbest bırakılması ve vakfa yönelik baskıların sona erdirilmesi çağrısı yapıldı. Metinde ayrıca, 3 Şubat’ta BEKSAV’a yönelik bir operasyon düzenlendiği ve vakfın eş başkanları ile bazı sanatçıların gözaltına alındığı hatırlatıldı.

Warner Bros.’un Satışı ve Tekelleşme Tartışmaları 

Paramount Skydance Corporation, Warner Bros. Discovery’yi satın almak üzere kesin bir birleşme anlaşması imzaladı. 27 Şubat 2026’da duyurulan anlaşmanın tamamlanması halinde iki şirketin film ve televizyon stüdyoları ile yayın platformları aynı çatı altında toplanacak. Böylece sektördeki en geniş içerik kütüphanelerinden birine sahip yeni bir medya şirketi ortaya çıkacak. Birleşik portföyde Game of Thrones, Mission: Impossible, Harry Potter, Top Gun, DC Universe ve SpongeBob SquarePants gibi popüler seriler de yer alacak.

Daha önce Netflix de 5 Aralık 2025’te Warner Bros.’un film ve televizyon stüdyolarını, ayrıca HBO Max ve HBO’yu da kapsayacak şekilde Warner Bros. Discovery’yi 72 milyar dolarlık öz sermaye değeri ve 82,7 milyar dolarlık toplam işletme değeri üzerinden satın almak için anlaşmaya vardığını açıklamıştı. Bu tür büyük ölçekli birleşmeler ise sinema ve medya sektöründe tekelleşme yönündeki tartışmaları gündeme getirmişti. Yönetmen James Cameron Netflix’in Warner Bros. Discovery’yi satın alma planına sert tepki göstererek bunun sinema endüstrisi için “felaket” olabileceğini ifade etmişti. Geçmişte önce Netflix, ardından diğer platformlar hem izleyici deneyimini hem de sinemanın üretim süreçlerini dünya çapında derinden etkiledi ve dönüştürdü. Acaba bu olası birleşme ve tekelleşme sinema dünyasında neleri değiştirecek?

Aurora’nın Doğuşu Filmine Açılan Dava

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, animasyon film Aurora’nın Doğuşu gösterimi nedeniyle dönemin Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği Başkan Yardımcısı Rojhilat Aksoy hakkında TCK 301. Maddesi kapsamında dava açtı. Aurora'nın Doğuşu, Ermeni Soykırımından sağ kurtularak Amerika'ya göç eden ve sessiz sinema oyunculuğu yapan Aurora Mardiganian'ın hayatını konu alıyordu. 

Aurora’nın Doğuşu, 17 Aralık 2024’te Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde gösterilmişti. Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, filmde yer alan bazı sahneler ve replikler delil olarak sunuldu. Dava kapsamında Aksoy’un “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamasıyla cezalandırılması talep edildi. Hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yapan Aksoy ise filmin gösteriminin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

14. Hangi İnsan Hakları Film Festivali sırasında Aurora'nın Doğuşu'nun gösterimini yapan festival ve Documentarist imzasıyla sosyal medya hesabından “301. Maddeye, Sansüre, Filmlerin Kriminalleştirilmesine Hayır!" başlıklı bir yazılı açıklama yayınladı. Yazılı açıklamada TCK 301. maddesine ve sansüre dair itirazlar dile getirildi: 

“İstanbul'da hiçbir kovuşturmaya uğramayan film Diyarbakır’da gösterildiğinde bütün bu “suçlarla” itham edilebiliyor. 301. Maddenin yeniden hortlatılarak gündemimize sokulması sansürde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Unutmayalım ki, Hrant Dink'in katledilmesine giden yol da bu maddeye dayanarak yapılan şikayetlerle döşenmişti. 

Sırf film gösterdikleri için kurumları ve insanları cezalandırmayı ve filmleri kriminalleştirmeyi normalleştiren bu sansür baskısını kınıyor, bir film festivali olarak Ortadoğu Sinema Akademisi Derneği ile dayanışma içinde olduğumuzu bildirmek istiyoruz.”

İTÜ'de Sinemaya Sansür

İstanbul Teknik Üniversitesi Sinema Kulübü’nün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 6 Mart’ta düzenlemeyi planladığı film gösteriminde yer alan Portrait of a Lady on Fire (2019) ve One Sings, The Other Doesn’t (1977) filmleri, İTÜ Kültür Hizmetleri tarafından “halka açık alanda toplu izlemeye uygun olmadığı” gerekçesiyle programdan çıkarıldı. Uygulamaya tepki gösteren İTÜ Sinema Kulübü ve İTÜ kulüpleri, tüm üniversite bileşenlerini etkinliğe katılmaya ve LGBTİ+ yaşam mücadelesi, kadın dayanışmasını ve kürtaj hakkını konu alan filmlere yönelik sansürü tartışmaya çağırdı. Sinema Kulüpleri Birliği İTÜ'de yaşanan sansür üzerine sosyal medya üzerinden 19 üniversite kulübünün imzacı olduğu bir açıklama yayınladı: 

"Son yıllarda sinema kulüplerinin üzerindeki gittikçe artan baskıları, kısıtlamaları ve sansür kararlarını Sinema Kulüpleri Birliği olarak kabul etmiyoruz. Bizler Sineküb olarak özgürce düşünebildiğimiz, paylaşabildiğimiz, ve üretebildiğimiz ortamların korunması gerektiğini savunuyoruz. Sineküb olarak İTÜ Sinema Kulübü'nün ve baskılarla karşı karşıya gelen tüm kulüplerin yanında olduğumuzu bildiriyor ve tüm dostlarımızı baskılara karşı bir olmaya davet ediyoruz."

Hisar Kısa Film Seçkisi 

Mithat Alam Film Merkezi’nin 2005’ten bu yana sürdürdüğü ve yılın en iyi 10 kısa filmini bir araya getiren Hisar Kısa Film Seçkisi, geçtiğimiz yıl tekrar düzenlenmiş ve Sinematek'te izleyici ile buluşmuştu. Bu yılki seçki için, 3 Nisan'a kadar sürecek olan başvurular başladı. Yine birçok kısa filme ev sahipliği yapacak olan seçki, 11-12 Haziran tarihlerinde Sinematek’te izleyici ile buluşacak.

Dekadraj'ın Tavsiyeleri

Bu ay gösterimde ne var?

Yolculuk (1987) - Peter Watkins

Kurmaca belgeselleriyle tanınan İngiliz sinemacı Peter Watkins'in 14 saatlik sahici belgeseli Yolculuk iki güne bölünerek Sinematek ve Görültü işbirliğiyle 28-29 Mart günlerinde gösterilecek. Uzun süresini birçok ülkedeki nükleer silahlanmadan bahsederek detaylıca tartışmak için kullanan film, nükleer savaş ihtimalinin ciddi ciddi konuşulduğu günümüzde yeni tartışmalar açmakta. Biçimsel olarak standardın fazla dışında kaldığı için yayın olanağı bulamayan bu filmi sinema salonunda izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz. 

Daisies (1966) - Věra Chytilová

Sinemanın alışılmış görsel ve anlatısal kodlarına karşı gelen sinema akımlarından birisi olan Çek Yeni Dalgası’nın en özgün seslerinden birisi olan Vera Chytilova'nın Daisies'i akımın tüm özelliklerini yansıtır. Rengarenk sinematografisi, dinamik kurgusu ve absürt mizahı ile öne çıkan film, erkek egemen düzenin tüm sosyal normlarını paramparça eden iki genç kadını konu alır. Hem sinemasal hem toplumsal kurallara karşı isyan bayrağı açarak feminist sinema klasiği haline gelen Daisies, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bakılabilecek filmler arasında. Film 14 Mart'ta Pera Müzesi'nin Kuralların Dışında seçkisi kapsamında gösterilecek.

Gündem ve Sinema

High School (1968) - Frederick Wiseman

Bir önceki bültenimizde National Gallery adlı filmini tavsiye ettiğimiz belgeselci Frederick Wiseman'ı geçtiğimiz ay kaybettik. Kendisinin ikinci filmi olan High School, 50 yılı aşkın süre boyunca filmlerinde üretmeye devam edeceği belgesel tarzını tam anlamıyla oturttuğu filmdir. Bir mekâna gidip oradan aldığı çok fazla görüntüden belgeseller yapan Wiseman karakterlere değil mekânlara ve kurumlara ilgili duyar. Amerika'nın Vietnam Savaşı ile çalkalandığı 1968 yılında Philadelphia'daki bir liseyi konu alan High School, öğrenciler ve öğretmenlerin bireysel hikâyelerinden kopmayı başarıp lise denen kurumun doğası ve o yılda o mekânda nasıl bir rol üstlendiği hakkında fikirler yürütür. Wiseman, 1968 yılının yoğun kuşak çatışmasını spesifik insanların hikâyeleri üzerinden değil, genel toplumsal akımlar üzerinden anlatır. Film neredeyse alakasız sahnelerin oluşturduğu bir mozaik gibidir; bir sürü insanın bireysel sahneleri birleşerek daha büyük bir resim oluşturur. Eğitim sistemi üzerine yoğun şekilde tartıştığımız günümüzde bu filmin sorduğu sorular rahatlıkla karşılık bulacaktır.

Geçtiğimiz ay Dekadraj

  • Şubat’ın ilk yazısı Dekadraj Sinema’nın ilk röportajı oldu. Feyzullah Ünnü ve Berkay Zihni’nin gerçekleştirdiği röportajda Görünür Görünmez: Bir (Oto)Sansür Antolojisi filminin ekibiyle, antolojileri üzerinden Türkiye’deki sansür ve otosansür meselesini konuştuk. 

  • İkinci olarak Melike Tatlı, “Işıktan Heykeller: Nathaniel Dorsky ve Taptuk Sinema” yazısında Dorsky’nin sinemasına kişisel bir bakış atıyor, onun sinema anlayışı üzerinden bize pencereler açıyor.

  • Şubat ayında sinema dünyası Berlinale tartışmalarıyla geçti. Berkay Zihni “Berlinale’de Neler Oldu? Bize Neleri Hatırlattı?” yazısında hem son iki yılda festivalde olanları özetliyor hem de yaşananların sinemanın politikliğine dair neler hatırlatabileceğini aktarıyor.

  • Ardından Alperen Özkök, “Ekokırımın Estetiği: Taming the Garden” yazısında Gürcü yönetmen Salome Jashi’nin belgesel filmi üzerinden ekokırım tartışmalarına ve Gürcistan’da yaşananlara bizi götürüyor.

  • Son yıllarda suça sürüklenen çocuk meselesi birçok olay hasebiyle sık sık gündeme geldi. “Sinemada Suça Sürüklenen Çocuklar” yazısında Feyzullah Ünnü, filmlerden örneklerle ve kent sosyolojisi bağlamında bu meseleye farklı bir bakış sunuyor. 

  • 8 Mart’ta yayınladığımız “Barbara Hammer ile Tarih Dersleri” yazımızda Deniz Üğütgen; feminist, kuir ve deneysel sinemanın öncü isimlerinden Barbara Hammer’ın filmografisi üzerinden feminist tarih anlatısı, sinemada temsil ve daha birçok konuyu ele alıyor. 

filler

Kolektif

DİĞER YAZILARIMIZA GÖZ ATIN

BÜLTEN

Nisan Bülten '26

Sinema haberleri, güncel gösterimler, gündeme dair film tavsiyeleri ve bizden haberlerle Dekadraj Sinema Bülten sizlerle.

repeater1

14 Nisan 2026

Sinema Gündemi, Film Tavsiyeleri, Politik

ÇEVİRİ

Toplumsal Sinema Yolunda

"Toplumsal sinema yolunda ilerlemek basitçe; sinemayı, insanı kışkırtan ve derinden etkileyen konularla donatmak demektir."

repeater1

2 Nisan 2026

Fransız Sineması, Politik Sinema

İNCELEME

32. İFSAK Kısa Film Festivali'nden Notlar

“Son yıllardaki festivallere paralel şekilde politik meselelerin daha fazla gündem edildiği ancak bu yapılırken çoğunlukla bireysel deneyim çerçevesinde bir yaklaşım sunulduğu söylenebilir. Umut veren genç yönetmenlerin özgün, alışılmışın dışında filmleri ve sahte belgesel gibi sık rastlamadığımız tür tercihleri hem festivale hem de sinemamızın geleceğine dair olumlu noktalardan biriydi.”

repeater1

18 Mart 2026

Festival, Kısa Film, Belgesel, Deneysel

bottom of page